SAYFA İÇERİĞİ

MEHMETALIOGLU

izzet.yasar

Bize Obama geldi

08 Nisan 2009 Çarşamba

Yüzümüze gülüp arkamızdan kuyumuzu kazanları unutacak mıyız? Bunca Müslümanın katillerini bir buse ile af mı edeceğiz? Kutsalımıza saldıranları, sövenleri içimize sindirebilecek miyiz?



Kendimiz gücümüzün farkına varmamız için ille de birisisinin sırtımızı sıvazlamasını mı beklemeliyiz? Dünyada konjektürel değişimler bazı fırsatlar sunar size. Biz de öyle bir yer ve zamandayız. Gücümüz geçmişimiz ve bulunduğumuz coğrafyada saklıdır aslında. Bir de buna ekleyeceğimiz cesaretimiz ve imkanlarımız tam olsa ...

Daha öncede değindiğimiz gibi dünyada dengeler hızla değişiyor. Bu dengede Türkiye yadsınamayacak kadar önemli konuma geldi. Burada sadece konjonktürün bizi öne çıkarması yok tabi. Devlette top yekûn algı değişikliği de var. Türkiye bölgesinde olduğu kadar bölge dışında da aktif işlere girişti. Elbette bunun neticeleri bir süre sonra alınacaktır. Şimdi ise bunun sadece görünen tarafı bunlar. İleride daha yeni imkânlar önümüze gelecektir.

Türkiye, bölgesinde hızla gelişen, büyüyen ve kendi hayatına kendisi yön vermeye çalışan bir ülkedir. Yer yer sekteye uğrasa da bu misyonunu devam ettire gelmiştir. Önemli olan bu misyonunu ne kadar kendi lehine kullanabileceğidir. Gücünü başkalarının demesiyle değil kendisinin fark etmesi ve ona göre politikalar yürütürse her şey daha farklı olacaktır elbette. Millet olarak artık bu ezilmişlik, geri kalmışlık, aşağılık psikolojisinden kurtulmalıyız. Birilerinin gazıyla hareket etmeyi elimizin tersiyle bir kenara itmeliyiz. Birileri ta okyanus ötesinden gelip bize gücümüzü hatırlatmasına da fazla rağbet etmemeliyiz. Güçlüysek zaten güçlüyüz. Birilerinin demesiyle güçlenecek halimiz yok. Bunu biri dediği için değil biz böyle olduğumuz için gücümüzü ortaya koymalıyız. Bizi çok sevdikleri için sırtımızı sıvazlamıyorlar herhalde. Yeni harp alanlarına sürecek yiğitler lazım da ondan. Onlar için önemli olan bu konumdan kendilerine ne kadar fayda sağlayacağımızdır.

Millet olarak ölçü tutturmada ayarımızın bir standardı yok çoğu zaman. Hep marjinal duygular içerisinde hareket ediyoruz. Ya çok seviyoruz ya da aşırı nefret ediyoruz. Bu bizim duygusal bir millet olduğumuzun bir kanıtı olsa gerekir. ABD başkanı geldi yüzümüze güldü her şeyi bağışladık ona. Barak Hüseyin Obama Türkiye'ye geldi. Öyle yaptık ki neredeyse alıp evimize misafir edesimiz geldi. Kanımız ısındı ona samimi tavırları için değil mi? Birden ABD hakkındaki düşüncelerimiz mutasyona uğradı sanki ülke olarak. Bay Obama ile fazla bir değişimin olmayacağını Ermeni meselesinde nasıl ki görüşlerinin değişmediğini söylemişse benim de onun hakkındaki düşüncelerim değişmedi. Yani 28.11.2008 tarihli ''Mehdi Obama'' yazımda da değindiğim gibi Obama ABD'nin kötü imajını düzeltmeyi başarabilir ancak. İnsanlık ABD'nin Irak'ta 1 milyondan fazla masum insanın ölümüne sebep olan bir ülkenin alnındaki kara lekeyi silebilir mi? Şimdi de Afganistan, Pakistan'da Somali'de kaç binlerce Müslüman öldürülecek? Asla Obama ülkesinin çıkarları adına barıştan yana olmayacak. Amerika'nın çıkarlarını üslup farkıyla elde etmeye çalışacak. Yani yumuşak diken misali olacak. Önce anlaşılmaz acısı batınca anlaşılır ya onun gibi. Peki, bu gezinin herkes için bir anlamı yok mu? Olmaz olur mu? ABD Irak'tan çekilince burada kendine en güvenebileceği ortak arıyor. Bunun için Türkiye'den başkasına güvenemeyeceğini çok iyi biliyor. Özellikle yavru Amerika'nın ( İsrail ) güvenliği için Türkiye'ye güvenmekten başka çaresi yok. İran'ın politikaları için Türkiye denge ülke olarak düşünülüyor. Türkiye'nin NATO gücüne daha fazla asker takviye etmesi de Obama'nın Türkiye'den en önemli beklentisidir. Türkiye ise PKK sorununun halledilmesi için aldığı destek, Filistin sorununun çözümü, bölge üzerindeki Türkiye'nin ağırlığının bir nebze de olsa kabul edilmesi ve dünya siyasetinde söz sahibi olma isteğinin kabul edilmesi alınabilecek kazançları olacaktır

Şunu peşinen söylemek lazım gelir. Son 20 yıldır Türkiye inanılmaz değişimler geçirdi. Bu değişim çoğu batılı ülkeyi endişelendirecek kadar şaşırtmıştır. Kendimizi küçümsemeyelim bu kadar kısa zamanda böyle sosyal değişim geçirebilecek bir ülke kolay bulunmaz dünyada. Olumlu yönden değişimi kastediyorum tabi ki. İşte birilerinin hiç beklemediği bir durumdu bu. Özellikle AB karar vericileri bu değişimleri bizim adımıza imkânsız buluyorlardı. Her yeni değişimde köşeye sıkışıyorlar. Verdikleri söze bin pişmanlar şimdi. Bu hızla giderse Türkiye'yi dışarıda tutacak Fransa ve Almanya'nın başını çektiği grubun fikri olan İmtiyazlı Ortaklık fikri ağırlık kazanacaktır. Öyle bir zaman gelecek ki Türkiye'ye kapılarını kapayanlar kendileri yalvar yakar davet edecekler bizi. Bunu bize tarih söylüyor. Bu iktidar meselesi falan da değil. İktidardakiler bunu sadece zamanını kısaltır ya da uzatırlar. Bu bizim doğal ortamımızda neş-u nema bulmamızın bir gereğidir. İbn-i Haldun ''Dün ile bugünün birbirine benzemesi suyun suya benzemesi gibidir.'' diyerek geçmiş ile bugün arasında siyam ikizliğine dikkati çekmiş oluyor.

NATO olayına gelince burada yine ABD'nin bir sinsi oyunu var. Danimarka başbakanı Rasmussen'in genel sekreterliğe Türkiye'yi ikna ederek seçtiren yine ABD'dir. Aslında Türkiye olmazları gösterdi. Olmazları yapamadı. Müslümanlar için Hz Peygamber en önemli kutsalımızdır. Ona hakareti hoş görenleri Müslümanlar asla hoş göremez. Türkiye burada tavrını kesin koymalıydı. Ya da koyduğu tavrı sürdürmeliydi. Ona yapılan hakaretlere demokratiklik adına göz yuman tek kollu ''demokrat'' Rasmussen değil miydi? Bu adam ne pahasına olursa olsun üzeri çizilmeliydi. Bu şansımız vardı. Şimdi bu zatı berbat Afganistan'da Müslümanların arasında Taliban'ı bertaraf etmek için kurulan NATO güçlerinin genel sekreteri olacak. Bu sorunu çözmeyi bırakın sorunu daha da derinleştirecektir.

ABD artık yoruldu ve denge siyaseti güdecek. Silah kullanmadan dengeler kurarak gücünü sürdürmeye çalışacak. Artık maşalar kullanma vaktidir onun için ama eskisi gibi en azından kendisi deli danalar gibi her tarafa saldıramayacaktır. O güç artık onda yok. Türkiye'yi bunun için yani bu askeri gücünü daha etkin ve lehinde kullanmak için destekliyor her ortamda. Bundan başka son zamanlardaki Türk dış politikasının sirayet ettiği alanlarda etkilerini konuşuruz inşaalah
 
Bugün 20 ziyaretçikişi burdaydı!
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol