SAYFA İÇERİĞİ

MEHMETALIOGLU

zekeriya

Vicdanların yasası

06 Nisan 2009 Pazartesi

Günlük yaşantınızda herhangi bir meselede devletin yasası ile vicdanınızın yasası uyuşmadığında ne yaparsınız?


Vicdani duygunun insanlığın erdemli hissi olduğu ön kabulümüzüdür. Yani vicdanlılık iyi bir şeydir. Din, dil, ırk ötesidir.Böyle olması ile de insanlık DNA'sının güzel tarafını oluşturur.
Vicdan istendik erdem olduğundan uyuşmazlık durumunda devletin koyduğu yasayı mı yok saymamız gerekir. Veya şöyle soralım devletler insanlık vicdanıyla örtüşmeyen yasalar koyabilirler mi?

Devlet teşekkülü insanlık tarihinin en ileri yönetim aşamasıdır. Tarihteki bütün yenileşmeler ve buluşlar ''ihtiyaç-icat'' illiyedi ile birbirine bağlıdır. Bu yüzden ihtiyaçlar icatların anasıdır, denir. Devlet de ihtiyaç olduğundan doğdu. Ve olmazsa olmaz oldu.

Her felsefik düşünce ve ideolojik doktrinin devletin doğuşuyla ilgili farklı bir açıklama ortaya koymuş olmasına rağmen, temelde devlet mefhumunun insanoğlunun adalet ve güvenlik ihtiyaçlarının bir sonucu olarak doğduğunu kabul etmemiz gerekmektedir.

Ancak zamanla güvenliği ve adaleti sağlayan devlet, birey için var olan devlet, insanı emanet olarak gören devlet ortadan kalkmış onun yerine hizmet edilen, kamu adaleti yerine yönetici adaletini esas alan, insanı yaratanın bir emaneti yerine tebaa olarak gören bir devlet ortaya çıktı.

Meşruiyetinin kaynağı olarak milletini değil de tanrıyı gören, kut aldığını, tanrının oğlu olduğunu, tanrının yeryüzündeki gölgesi olduğunu veya iktidarının engellenemez bir kaderin tecellisi olduğunu halka kabul ettirerek aslında sorgulanamaz bir varlık olduklarını halkı iman ettiren yöneticiler devletleri ele geçirdiler.

Mezopotamya hükümdarları tanrı Marduk'tan Fravunlar tanrı Ra'dan, Avrupalı krallar, Papa'dan, Türk hakanları Kut'tan, Halifeler kaderden, Sezarlar da ordusundan aldı güçlerini. Meşruiyet kudretini halktan almadıklarından hiçbiri halka dayanmayı ve halka hesap vermeyi düşünmediler. Halkın parası ile besledikleri ordularını hiç çekinmeden halkın üzerine sürmeleri tarihte sıkça rastlanan uygulamalardan oldu.

Kutsal insan yerine kutsal devletler doğdu. Devlete karşı işlenen suçlar kesinlikle en ağır cezalarla cezalandırılırken, insanlığa zulmedenler kahraman olabilmişlerdir. Hitit kanunlarında devlete karşı işlenen suçlar affedilemez denmektedir. Günümüze ne değişti. Katilleri kader mahkumu deyip salıverirken, af kapsamına düşünce suçlularını almamak; üstelik demokratik hukuk devleti anlayışının var olduğu ve meşruiyet kaynağının millet olduğu bu zamanda devlete bakışın aslında pek değişmediğini göstermektedir.Yani kutsal devlet varlığını devam ettirmektedir.

Oysa Allah insanı kendi yaratmış, bu dünyaya halefi olarak göndermiştir.. Sistemleri ise insan yaptı.Biz günahkar da olsak, asi de olsak Allah'ın kullarıyız. Hiçbir sistemin kulu değiliz. Kula karşı işlenen suçlar en ağır suçlar olsa gerek velev ki devlet tarafından işlenmiş olsun. Dinler, peygamberler hep insanı yaratılış fıtratı üzerine korumak ve geliştirmek için var edilmişlerdir. Amaç insanın yüceltilmesidir. Sistemlerin değil.Yani kutsal olan insandır.

Şeyh Edebali Osman Gazi'ye verdiği öğütte ''İnsanı yaşat ki devletin yaşasın.'' demektedir. Odağa insanı koymayan, çatık kaşlı, demir yumruklu mevhumlar hiçbir zaman saygıdeğer olamazlar. Halkını ''insancıklar'' olarak gören ve ona herhangi bir ideolojiyi dayatan anlayış çağdışı bir anlayıştır.

Karahanlılar (840-1212) devletinde yaşayan Yusuf Has Hacib Kudatgu Bilig adlı eserinde hükümdarla hakanın aralarında bir akit yaptıklarından bahseder.
Hakan halktan.: Kanunlara uymasını, vergisini vermesini ve düşmanına düşman dostuna dost olmasını ister.
Halk da : Kanunlarına uyarım ama adil olursa, vergimi veririm ama akçenin değerini düşürmezsen, düşmanına düşman dostuna dost olurum ama can, mal, namus güvenliğimi sağlarsan, der.

Aslında mesele bu kadar basittir. Adaletle yönet, ülkede bazı vatandaşların beyaz bazıları esmer vatandaş olmasın. Yönetim erkine güvenerek millete dayatmalar yapma.Uğrunda can verip can aldığı topraklarında üvey evlat muamelesi çekme.Onurlandır vatandaşını, ezme onu, yok sayma. Güvenliğini sağla, ekonomiyi güzel tut. o da senin vatandaşın olsun. Aksi takdirde akit bozulur.

Yukarıdan anlaşılacağı üzere devletten daha yüce olan insandır, devletin yasasından daha yüce olan da vicdanın yasasıdır. İki yasa çatıştığında birinden birinin değişmesi gerekecektir. Ve değişmesi gerekenin de devletin yasası olacağı aşikârdır. Böylece devletlerin vatandaşları değil, vatandaşların devleti doğacaktır.
 
Bugün 25 ziyaretçikişi burdaydı!
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol